Bülent Ersoy Kimdir? Biyografisi Albümleri, Şarkıları

Bülent Ersoy

Yılların sanatçısı ve ülkenin Diva’sı olan Bülent Ersoy, Türk Sanat Müziği Sanatçısı olarak sanat dünyasının en önemli isimlerinden biridir. Türk Sanat Müziği’nin güçlü sesi olarak kabul edilen Bülent Ersoy, 1970 yılında sanatçılık kariyerine başlamıştır. Bir gazino tarafından gerçekleştirilen ses yarışmasına katılan ve birinci olup 1000 TL para ödülü kazanan sanatçı, bu gazinoda kısa bir süre assolistlik yapma fırsatı bulmuştur. Profesyonel anlamda ses sanatçılığı kariyerine başlayan Bülent Ersoy, 1 sene sonra plak çalışmalarıyla büyük yankı uyandırmıştır. Kısa sürede müzik dünyasında adından çokça bahsedilen bir sanatçı haline gelen Bülent Ersoy, güçlü sesi ve iyi derecede müzik bilgisiyle önemli isimlerden biri olmuştur.
 

Bülent Ersoy Kimdir?

9 Haziran 1952 yılında Malatya’da dünyaya gelen Bülent Ersoy’un esas adı Bülent Erkoç’tur. Aslen Bursalı olan sanatçının anne tarafı Trabzonludur. Çocukluğunu Malatya’da geçiren Bülent Ersoy, 1960 yılında ailesiyle İstanbul’a yerleşmiştir. Küçük yaşlardan itibaren müzikle ilgilenen ve bu konuda kendini geliştiren sanatçı, Melahat Pars ve Rıdvan Aytan gibi isimlerin yanında belediye konservatuarı hocalarından özel dersler almıştır. İstanbul Belediye Konservatuarı’ndan mezun olan sanatçı, müzik bilgisi ve eşsiz yeteneğini çok daha ileri boyuta taşımıştır.
 

Bülent Ersoy’un Kariyer Başlangıcı

1970 yılında Özlem Aile Gazinosu’nda Fikret Torun’un Sunar Konser Bürosu’ndaki düzenlediği yarışmada birincilik elde eden Bülent Ersoy, profesyonel ses sanatçılığı kariyerine de başlamıştır. 3 ay kadar bir süre assolist olarak dönemin ilk aile gazinosunda sahneye çıkan şarkıcı, 1971 yılında 45’lik plak çalışması yapmıştır. İlk albüm çalışmasında Muzaffer Özpınar’ın “Lüzum Kalmadı” ve “Neye Yarar Gelişin” isimli eserlerini seslendiren sanatçı, en önemli kariyer çıkışını 1974 yılında Büyük Maksim Müzikholleri’nde sahne deneyimiyle büyük ses getirmiştir. Bu dönemde Bülent Erkoç olan orijinal ismi Müjdat Gezen tarafından Bülent Ersoy olarak değiştirilmiş ve sahne kariyeri başarılı bir süreçle başlamıştır.
 

Bülent Ersoy’un Sanat Hayatı

Müzeyyen Senar’ı örnek alarak kendini geliştiren ve şarkı yorumlayan Bülent Ersoy, akademik anlamda da eğitimli bir sanatçı olmasıyla birçok eserin günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır. “Baharı Bekleyen Kumrular Gibi” “Dert Çekmeye Gidiyorum” başta olmak üzere seslendirdiği birçok şarkıyla yoğun ilgi gören sanatçı, TRT’de yorumladığı klasik makamlardaki eserlerin tekrar canlandırmıştır. Sahne aldığı 70’li yıllarda pop, arabesk ve fantezi türündeki müziklerin daha çok tercih edilmesine rağmen koyu klasik türde müzikleri seslendirerek büyük beğeni toplayan Bülent Ersoy, bu dönemde büyük başarı elde etmiştir.
 

Sanatçının Cezaevine Girmesi ve Silahla Vurulması

1980 yılının Ağustos ayında İzmir Fuarı’nda sahne alan Bülent Ersoy’un, seyircilerin talebi üzerine göğüslerini açması nedeniyle İzmir Cumhuriyet Savcılığı hakkında soruşturma açmıştır. Soruşturmanın ardından Eylül ayında hâkime hakaret etmesi sonucu 45 gün ceza alan sanatçı, Buca Cezaevi’nde kalmıştır. Cinsiyet ameliyatı sonrasında sanatçının sahnelere dönmesiyle birlikte 1989 yılında Adana Konseri’nde Hacı Tepe isimli kişinin istediği şarkıyı seslendirmemesi üzerine kurşunlanmıştır. Bu saldırı sonrasında bir böbreğini kaybeden Bülent Ersoy, yaşamış olduğu zorluklara rağmen kariyerine kaldığı yerden devam etmiştir.
 

Bülent Ersoy’un Albüm Çalışmaları

Hem yurtiçinde hem de yurtdışında birçok konser veren Bülent Ersoy, “Düşkünüm Sana”, “Yaşamak İstiyorum”, “Biz Ayrılamayız” ve “Ablan Kurban Olsun Sana” isimli albümlerle büyük beğeni kazanmıştır. 1995 yılında “Benim Dünya Güzellerim” isimli albümünde yer alan 10 şarkıyı seslendiren Bülent Ersoy, “Alaturka 95” albümüyle de Klasik Türk Musikisi yorumlarını da ihmal etmemiştir. 1997 yılında “Maazallah” isimli şarkı ve klibiyle ilgi gören sanatçı, en son 2002 yılında “Canımsın” isimli albümünü çıkarmıştır. Olympia’da konser veren ilk Türk sanatçı olan Bülent Ersoy’un, Japonya ses laboratuarlarındaki testler sonucunda sesi “yüzde yüz kusursuz” olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca sanatçı, 1997 yılında Uluslar arası Montu Merid Müzik Doktoru unvanı ödüllendirmesine layık bulunmuştur.